
Olmamış. Sıkıldık. Farklı ve rahatsız edici bir sıkılmaydı bu; Hattatların bir atı nasıl çizdiğini okumak gibi değildi, sol yayınların, dergilerin içinde birinin izini sürmek gibi de değil. Roman bitsin artık diye okuduk son yüz sayfayı. Tüm romanlarında olduğu gibi kitabın açıldığı ve su gibi akmaya başladığı bir yer bekledik sabırla, olacak gibi oldu ama olmadı. 8 senelik ev ziyaretlerinde anlatmak istediklerini anladık ama fazlasını haketmiştik biz. Yüzlerce müze gezmişliğin getirdiği doluluğu göremedik biz romanda. Sanki aceleye getirilmiş gerekli olgunluğa ulaşamadan yayınlanmış gibi bir hali var.
Füsun'a gıcık olduk, başardın. Daha çok tanımak isterdik onu, ama yapmamışsın senin tercihin saygı duymaktan başka çare yok.
Romanın bekaret sorununu işleyen bir eser olduğu gibi bir yansıması vardı medyada; alakası yok, keşke okurlar yanıltılmasaydı.
''Mektup'' sanki; Böyle bir kitap yazmalıydın ve yazdın.
Saplanıp kaldın o hırsızlık yaptığın evde. 8 senede olan kafamızı karıştıracak, sayfaları gerisin geri açıp kitabın başlarına baktıracak geniş bir kurgu istedik;
Yoktu...
Kahramanı ve yaşamını anlat bize tamam razıyız. Ama etrafta ne oluyor 8 senede hiç haberimiz yok. Sonra pat pat diye flash görüntüler. Sanki 500 sayfayı alel acele toparlamaya çalışma.
Hırsızlıklar daha az bir bölüm işgal etseydi de biz dışarda dünyada neler oluyor görebilseydik.
Emek büyük, çalışma büyük ama eserde biz göremedik bunları. Doymadık. Doymadık. Doymadık.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder